Levent Memiş Kişisel Web Sitesi

Sakin Şehir Adayı Tirebolu

Sakin Şehirlerin Ortaya Çıkışı

Festina Lente: yavaşça acele et

Tarihsel süreç içinde kentler, özellikle teknolojik gelişmelerin etkisiyle, ekonomik, sosyal, kültürel açılardan daha iyi yaşam imkanları vaat ederek, bünyesinde barındırdığı nüfus yoğunluğunun artışına yol açmıştır. Rakamlar üzerinden bakıldığında, Dünya nüfusunun %50’inin üzerinde, Türkiye nüfusunun ise ortalama olarak %80’ninin kentlerde yaşadığı bilinmektedir. Kentler, en temel yaşam alanını oluşturmaktadır. Nüfus hareketliliğinin kent alanlarına yönelmesiyle, başta hızlı kentleşmenin yaşandığı ülkeler olmak üzere bir takım problemler ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu problemler; ekonomik (işsizlik, gelir yoksunluğu, konut gibi), sosyal (dışlanma, suç oranları, anti sosyal davranışlar gibi) ve çevresel (kirlilik, yeşil alanlarının yokluğu, tarım alanlarının yok olması, trafik gibi) başlıklar altında toplanmaktadır. Tamda bu noktada kapitalist ekonomik sistem altında şekillenen kentlerde, ortaya çıkan problemlere yönelik çözüm sunabilecek alternatif kent yaklaşımları (ekolojik kent, akıllı kent, kompakt kent gibi) gündeme gelmeye başlamıştır. Gündeme gelen bu kent yaklaşımlarından biri de Türkçe’ye “Sakin Şehir” veya “Yavaş Şehir” şeklinde tercüme edilen Cittaslow’dur. Bu yazıda her iki çeviri de yer yer kullanılmaktadır.

Sakin Şehir Nedir?

Yavaş Şehir kavramı, İtalyanca Cittá (şehir) ve İngilizce slow (sakin / yavaş) kelimelerinin birleşmesinden (Cittáslow, sakin / yavaş sehir) oluşmaktadır. Bu alternatif kent yaklaşımının ilk kıvılcımları 1986 yılında Roma’da, insanlar arasında iletişimi ve paylaşımı azaltan uluslararası hızlı tüketim (fast food) ürünleri üzerine kurulmuş şirkete karşı,           Sakin Şehir Logosu      yavaş yemek (slow food) biçiminde ifade edilen bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Süreç içinde küresel bir harekete dönüşen (150 ülkeden temsilcisi bulunmakta) ve sonrasında birliğe dönüşen yavaş yemek, “iyi gıda (good) + temiz gıda (clean) + adil gıda (fair) = sürdürülebilir kaliteli gıda” şeklinde formüle edilmektedir. Yavaş yemek hareketi, yerel gıdaları ve tüketim alışkanlıkların korumayı, doğaya saygı göstermeyi, doğal ve sağlıklı beslenmeyi, yemekle sosyalleşmeyi  temel amaçları arasında yer vermektedir. Yaşanan bu ilk girişiminin devamında, yine İtalya’da, 1999 yılında Chianti-Greve kentinde, sakin şehrin temelleri atılmıştır. Zaman içinde dünyada bulunan diğer kentler tarafından da katkı sağlanmış, çeşitli oluşumlarla etkisini sürdürmüştür. Yavaş yemek hareketini içinde barındıran sakin şehir yaklaşımın temel felsefesi; insanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri, sosyalleşebilecekleri, kendine yeten, sürdürülebilir, el sanatlarına, doğasına, gelenek ve göreneklerine sahip çıkan ama aynı zamanda alt yapı sorunları olmayan, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan, teknolojinin kolaylıklarından yararlanan kentler şeklinde ifade edilmektedir. Diğer bir ifadeyle sakin şehir yaklaşımı, bütüncül bir anlayışla yukarıdan indirgemeci küreselleşme etkisinden yerel değerleri korumak, bir anlamda da kendi değerlerini koruyarak aşağıdan yukarıya bir küreselleşme etkisi oluşturmak biçiminde benimsenmiştir. Anlaşılacağı üzere sakin şehir veya yavaş şehir, günümüzün modern yaşam alanını oluşturan sosyal, kültürel ve ekonomik şartların dışına itilmiş, kalkınması engellenen,  yalnızca belli yaşın üzerindeki insanların yaşadığı ütopik bir yaşam alanı değildir. Aksine daha fazla yaşamsal kalitenin geliştirilmesine, ekolojik dengelerin korunmasına, yerel değerlerin ön plana çıkarılmasını amaç edinen, bu çerçevede kalkınmayı destekleyen bir yaklaşımdır. Yandaki görünen Sakin şehir amblemi, Nisan 2014 itibariyle, başta İtalya (74), Polonya (18), Almanya (12) olmak üzere Avusturalya’dan Çin’e, ABD’ye, Güney Afrika’ya uzanan yelpazede 30 ülkede, 192 kentte sallanmaktadır. Sonraki süreçte yavaş yemek ve yavaş şehir ile gündeme gelen “slow” felsefesi; yavaş turizm (slow tourism), yavaş ev (Slow House), yavaş seyahat (slow travel) gibi farklı alanlarda da karşılık bulmaya başlamıştır.

Avrupa Kıtası Sakin Şehir Haritası

Yaşanan gelişmeler çerçevesinde bir Cittaslow ağı (birlik şeklinde) oluşturulmaya çalışılmış ve kriterler belirlenmiştir. Rönesans döneminin temel düşünceleri arasında yer alan “festina lente (yavaşça acele et)” felsefesine dayalı geliştirilen kriterler yedi ana başlık altında 59 maddeden oluşmaktadır. Aşağıdaki tabloda özet olarak sunulan kriterlerde ön plana çıkan ana konular, 50 binin altında nüfusa sahip olması, çevresel değerlere duyarlı olması, çevre kirliliğine (ses, görüntü gibi) engel olması, şehrin tarihi değerlerini koruması, yayalar için ayrılan alanların genişletilmesi, mahalli ürünlerin korunması, üretimi ve tüketiminin teşvik edilmesi şeklindedir. Yani daha çok kentte yaşayan insanların yaşam kalitesini artırmaya odaklanan bir kent inşa etmek amaçlanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, sakin şehir yaklaşımının doğrudan turizm ile ilişkisi olmadığı değerlendirilmektedir. Ancak tarihi ve doğal alanlarının iyileştirilerek korunması ve yavaş yaşam hareketiyle gelen itibar, sakin kentin (ziyaretçi dostu / visitor-friendly) turist potansiyeline de büyük katkı sağladığı anlaşılmaktadır. Savaş şehir olmak isteyen bir yerleşim alanının, belirlenen şartların en az yüzde ellisini karşılaması gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak, bir kez bu kriterlerin sağlanması yeterli olmamakta, her dört yılda bir aynı kriterler üzerinden tekrar değerlendirmeler yapılarak alınan sertifikaların yenilenmesi gerekmektedir. Biraz daha öz olarak bakıldığında şu üç noktanın, bu kent yaklaşımında önemi vurgulanmaktadır: sürdürülebilirlik, ekolojik yaşam ve katılım/işbirliği.

Sürdürülebilirlik, Ekolojik Yaşam ve Katılım/İşbirliği

Sürdürülebilirlik, özellikle çevre sorunlarının gündeme gelmeye başlamasıyla 1970’li yıllardan itibaren geliştirilen politikaları etkilemeye başlamıştır. Sürdürülebilirlik yaklaşımında, üretim ve tüketim sürecinde kaynakların kullanılmasında; korumanın ve doğal dengenin zarar görmemesi önemsenmektedir. Bu sayede yaşam alanlarının sürekliliğinin sağlanması öngörülmektedir. Ayrıca sadece çevresel boyutuyla değil, sosyal ve ekonomik boyutuyla da sürdürebilirliğe odaklanılmaktadır. Diğer taraftan gerek çevre sorunlarının artması, gerekse de endüstüriyel ürünlerden kaynaklı insan sağlığının zarar görmesi, ekolojik temelli tüketime yönelime yol açmıştır. Bu bağlamda, olabildiğince kimyasallardan arındırılmış organik ürünler ön plana çıkmaya başlamıştır. Hatta tüm yaşamı kapsayacak “ekolojik köy” gibi konseptlerin de ortaya çıktığı görülmektedir.

Katılım hususu ise, insan topluluklarının birlikte hareket ettiği her durumda adeta çağın, günün en önemli başarı anahtar kavramlarından biri haline gelmiştir. Sakin şehir gibi bir veya birkaç kuruma indirgenemeyecek geniş kapsamlı konularda, “ortak akılda buluşma ve birlikte hareket etmek” için katılımcı anlayış çok daha fazla ön plana çıkmaktadır. Sadece klasikleşmiş (belediye gibi) demokrasi kurumları aracılığıyla kentsel politikaların oluşturulmasının ötesinde, yine merkezi yönetimin birimleri ve belediyelerin de yer aldığı, üniversitelerin, medya kuruluşlarının ve meslek odalarının, örgütlü (STK’lar), gönüllü ve örgütsüz sade vatandaşların oluşturduğu katılım yapılanmalarını, sosyal bir ağ (network) olarak tanımlayabiliriz. Ayrıca bu ağ içinde özel sektörün varlığı ve katkısı göz ardı edilmemelidir. Oluşacak ağ yapısı ne kadar kapsayıcı ise, ağın çıktıları da o derece etkili ve sürdürülebilir olacaktır. Bu sayede alınan kararların hayata geçirilip, devamlılığını/sürdürülebilirliğinin sağlanması, daha fazla sahiplenilmesi sağlanmış olacaktır. Bahsi edilen bu konu, sakin şehir sürecinin en önemli ayağını oluşturmaktadır. Böylece kente yönelik ortak bir tutumun oluşumu gerçekleşmiş olacaktır. Tüm farklılıkları (siyasi, ekonomik, yaşamsal vb. açılardan) ortak bir akılda birleştirerek, yapılan faaliyetler ile bulundukları kentlere katkı sağlayan örnekler, bu durumun önemini göstermektedir. Daha çok kalkınma güdüsüyle ortaya çıkan bu oluşumları; Kayseri (Ahilik geleneğinin de katkısıyla oluşan Kayserililik tutumuyla), İzmir Tesanütçü (arabulucu) geçmişiyle Gaziantep gibi büyük şehirlerde, Mesudiye (Ordu), Nallıhan (Ankara), Nilüfer (Bursa) gibi küçük kentlerde görmek mümkündür.

Tablo 1: Sakin Şehir Değerlendirme Kriterleri (Özet)

Çevre Politikaları Hava ve su temizliğinin yasal ölçütleri taşıması

Atıkların çevreye zarar vermeyecek şekilde yönetilmesi

Enerji tasarrufunun sağlanması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı

Gürültü, ses ve görüntü kirliliklerinin azaltılması

Biyolojik çeşitliliğin korunması

Altyapı Politikaları Bisiklet ulaşımını sağlayan fiziksel olanakların geliştirilmesi

Ekolojik ulaşım planlaması

Engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıracak düzenlemelerin olması

Aile yaşantısını kolaylaştıran ve yerel aktivitelere olanak sağlayan programların teşvik edilmesi

Yıpranan kentsel alanların yeniden kullanılmasına yönelik programların olması

Kentsel Yaşam Kalitesi Politikaları Kentte ait değerlerin iyileştirilmesi

Hizmet sunumunda bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanılması ve kentin internet ağına sahip olması

Kamusal ve kişisel düzeyde sürdürülebilir kentsel planlamanın teşviki

Yerel ürünlerin pazara sunulması için alanların yaratılması

Sosyal altyapının desteklenmesi

Yeşil alanların iyileştirilmesi

Tarımsal, Turistik, Esnaf ve Sanatkarlara Dair Politikalar Organik tarımcılığın geliştirilmesi

Yerel üretilen ürün kalitesinin sertifikasyonu

Yok olmaya yüz tutmuş işlerin ve ürünlerin korunması

Kamuya ait işyerlerinde yerel organik ürünlerin kullanılması

Kırsal alanlarda yaşayanların hizmetlere erişimini kolaylaştırmak

Konaklama kapasitesinin artırılması

Misavirperverlik, Farkındalık ve Eğitim İçin Planlar Nitelikli misafirperverlik için çalışmalar yapılması

Yavaş güzergahların belirlenmesi ve uluslararası işaretlerin kullanılması

Alınan kararlara katılımı sağlayacak tekniklerin belirlenmesi

sakin şehrin, nasıl bir yaklaşım olduğu, amacı ve süreçleri hakkında insanların bilgi sahibi olması

Yöre halkının, esnafların, çalışanların bilinç düzeyini yükseltecek eğitim çalışmalarının yapılması

yerel yönetimler ile işbirliği içinde yer alan derneklerin olması

Sosyal Uyum Engelli kişilerin kent ile uyumuna yönelik çalışmalar

Farklı kültürlerin, inanışların kent ile uyumunun sağlanması

Çocuk bakımının desteklenmesi

Yoksulluğun azaltılmasına yönelik çalışmalar

Ortaklıklar Yerel yavaş yemek (Slow Food) örgütlenmesinin kurulması

Yavaş yiyecek ve yavaş kent felsefesinin yaygınlaşması için işbirlikleri yapmak

Yok olmaya yüz tutmuş yiyecekler için projeler uygulamak

Okullarda tat ve beslenme konusunda eğitimler vermek

Türkiye’nin Sakin Şehirleri ve Deneyimleri

Dünyada alternatif yaşam imkanı sunan kent yaklaşımı olarak ortaya çıkan sakin şehir hareketi ağına Türkiye’den de ilk olarak katılan, belirlenen kriterlerin yüzde yetmişini sağlayan, İzmir’in Seferihisar ilçesi olmuştur (29.11.2009). Seferihisar’ın başlattığı bu ilk girişim süreç içerisinde etkisini şehre gelen turist sayısıyla (yaz aylarında ikinci ev veya günlük ziyaretçi olarak normal nüfusun üç katından fazla ziyaretçisi bulunmakta) göstermiş, iyi bir örnek olarak Türkiye’de sakin şehir hareketinin yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır. 2011 verilerine göre, İzmir genelinde kente gelenlerin ortalama konaklama süresi 2,5 gün iken, Seferihisar’da 5,5 gün olarak gerçekleşmektedir. Konaklama tesislerinin doluluk oranının da % 79,7 olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu girişimiyle Seferihisar, yerel, ulusal ve uluslararası medyada geniş kapsamda yer almıştır. Hatta haklı olarak Seferihisar için, Türkiye’nin sakin şehir başkenti yakıştırması yapılmaktadır. Seferihisar’la birlikte; 2011’de Yenipazar-Aydın, Akkaya-Muğla, Gökçeada-Çanakkale ve Taraklı-Sakarya; 2012’de Perşembe-Ordu, Yalvaç-Isparta, Vize-Kırklareli; 2013’de ise Halfeti-Şanlıurfa sakin şehir ağına dahil edilmiş, salyangoz amblemini şehirlerine asmışlardır. Ayrıca Kaman-Kırşehir, Kaş-Antalya, Samandağı-Hatay, Gevaş-Van, Şavşat-Artvin kentleri ise inceleme aşamasında olduğu bilinmektedir. Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin sakin şehirlerinin ön plana çıkan değerleri yer almaktadır.

Tablo 2: Türkiye’nin Sakin Şehirlerinin Ön Plana Çıkan Değerleri

Seferihisar Mavi bayraklı plajlar ve koruma alanları
Akyaka Biyolojik çeşitlilik ve özel çevre koruma alanları
Yenipazar Göçebe geleneklerinin korunması ve geleneksel yemekler
Gökçeada Mavi bayrak ve organik tarım
Taraklı Geleneksel Osmanlı evleri ve termal suları
Perşembe Balık merkezi ve sarp dağları
Yalvaç Geleneksel el sanatları
Vize Tarihi alanları ve su kaynakları
Halfeti Baraj suyu altında kalan yerleşim yeri ve siyah gülü

Burada başarılı bir model olarak Seferihisar özelinde neler yapıldığını biraz daha detaylandırarak incelendiğinde, öncelikle bir takım üstün hedeflerin yolun başında ortaya koyulduğu görülmektedir. Bu hedefler; aktif hemşerilik, her gün demokrasi, toplumsal barış, yaşayan kültür ve doğa, dünya vatandaşlığı şeklinde belirlenmiştir. Gerçekleştrilen faaliyetler ise; yerel üretimin korunması önceliğinden hareketle yalnızca kendi ürettiğini satabilecek köy pazarı oluşturulmuş, yine yerel ürünlerin satıldığı e-ticaret sitesi (http://www.seferipazar.com/) kurulmuş, tohum seferberliği ve tohum takas şenlikleri, çevre seferberliği ve doğa miras projesi, doğa okulu (doğa derneği ile birlikte), ev pansiyonculuğu geliştirilmiş (tek odalı evler dahil), bisiklet ve fayton yolları yapılmış, kent estetiğinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar (binaların renk uyumunun sağlanması, sosyalleşmeyi artıran kent mobilyalarının yerleştirilmesi), mahalle çocuk parkları, çevre master planı hazırlanmış, eko-turizm faaliyetlerinde bulunulmuş, okullarda sebze bahçesi, 75 yaş yemeği gibidir.

Elde edilen deneyimler çerçevesinde Türkiye’deki kentlerin sakin şehir olma sürecindeki ortaya çıkan güçlükler üç başlık altında sıralanmaktadır: 1. Niçin sakin şehir olunması gerektiğinin tam olarak anlaşılamaması. Özü olan yaşam kalitesini iyileştirmekten uzaklaşarak, doğrudan turizme odaklanılması gibi. 2. Sakin şehirle birlikte artan turist sayısına cevap verme potansiyelinin olmaması ve meydana gelen yoğunluğun kontrol edilememesi. 3. Gerçekleşecek projeler için finansal kaynak sıkıntısının yaşanması gösterilmektedir.

Tirebolu’nun Sahip Olduğu Değerler

Yukarıda ifade edilenleri Tirebolu ölçeğine indirgeyerek düşünmeye çalışalım. Yerleşim alanı olarak ortaya çıkışının M.Ö. 656 yılı referans gösterildiği, aslının Yunanca üç şehir demek olan Tri+polis’ten geldiği ifade edilen Tirebolu, tarihi geçmişi, doğal yapısı (Harşit vadisi ve Harşit çayı, flora ve faunası, sosyo-kültürel özellikleri, geleneksel el sanatları, özgün yiyecek ve içecekleri vb.) ve sahip olduğu turizm potansiyeli ile Doğu Karadeniz kıyısında yer alan özgün bir yaşam alanını yansıtmaktadır. Tirebolu, Şehre ismini veren Sen-Jan, Bedreme ve Andoz kaleleriyle, 100 yıllık konakları, camileri, mezar kitâbeleri, hamamı, fırını, çeşmeleri, limanı ve diğer yapılarıyla tarihi, kültürel değerleri, doğal güzellikleri bünyesinde barındıran Doğu Karadeniz’in şirin ilçelerinden biridir. Turizmi sadece sahip olunan plajlara indirgemeyerek, belirtilen tüm değerleri bütüncül bir yaklaşımla ön plana çıkaran, daha fazla insan odaklı bir pencerenden yerli ve yabancı turistlere ulaşmak, alternatif bir yaşam alanı sunan sakin şehir yaklaşımıyla mümkün olma potansiyeli taşımaktadır. Bu kent modelinin benimsenmesi sayesinde sürdürülebilir kalkınmaya da katkı sağlanmış olacaktır. Bireylerin ve ailelerin yaşam biçimindeki değişmeler, örneğin daha fazla yeşil ürünlere olan tüketim eğilimi, bu alternatif yaşam alanlarının bugün olmakla birlikte, önümüzdeki yıllarda çok daha fazla önem kazanacağının sinyallerini bize vermektedir.

Tirebolu, sakin şehir ağına katılmak için başvuruda bulunmuş, gelecek vizyonunu sakin şehir üzerinden oluşturma kararını vermiştir. Bu kabulden hareketle, bundan sonra yapılması gereken, yukarıda belirtilen diğer örneklerde de görüldüğü gibi, sakin şehir sürecinde birinci muhatap olarak Belediye öncülüğünde, tüm paydaşları [ilgili kamu kuruluşları, sivil toplum örgütleri, üniversitenin birimleri, sivil vatandaşlar, özel sektör (burada Tirebolulu iş adamlarının katkısı çok önemli olacaktır] ile sakin şehir yapısını oluşturacak ve işletecek ortak akıl ve birlikte hareket etmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, geçmişte gerçekleştirilen bazı çalışmalar, Tirebolu’da birlikte hareket etme eğiliminin de güçlü olduğunu göstermektedir.  Örneğin, Ağustos 2013’de Tirebolu Kültür ve Sanat Günleri kapsamında “Tirebolu’nun Sosyo-Ekonomik Sorunları ve Önerileri” paneli yaklaşık 200 kişinin katılımıyla gerçekleşmiştir. Bu durum kentte karşı ortak duyarlılığın bir yansımasıdır.

Fotoğraf: Tirebolu’nun Sosyo-Ekonomik Sorunları ve Önerileri Paneli (15.08.2013)

Ayrıca TİRDEF (Tirebolu Dernekler Federasyonu) gibi oluşumlar ve faaliyetleri, aktif STK yapısını yansıtmaktadır. Belirtilen örnekte olduğu gibi birliktelik oluşumları sağlandığı takdirde, finansal ve teknik bir çok şeyin üstesinden gelinecek, ayrıca yapılacak bir çok faaliyetler gönüllülük yaklaşımı şeklinde gerçekleşebilecektir. Bu bağlamda İlçe’de bulunan İletişim Fakültesi ve Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin oluşturduğu sosyal sermaye, kimi faaliyetlerin gönüllü gerçekleştirilmesine katkı sağlayacaktır. Hatta Belediye Kanunu (md. 76)’nda yer bulan Kent Konseyi oluşumuna gidilerek katılım için kurumsal bir yapı da sağlanabilir.

Teknik açıdan turizm odaklı kalkınmaya odaklanan Nallıhan’da hiçbir şeye başlanmadan bir yıl boyunca yapıldığı gibi, sahip olunan soyut-somut tüm değerlerin ortaya çıkarılması için envanter çalışmasının öncelikle yapılması gerekecektir. Bir diğer önemli husus ise yapılmak istenenlerin ne olduğu ve bu gelişmelerin Tirebolu’da yaşayanlara ne gibi etkisi olacağı, geniş bir yelpazede, çeşitli iletişim araçları kullanılarak anlatılması gerekecektir. Diğer taraftan Türkiye’de ve diğer ülkelerdeki sakin şehir deneyimlerinin detaylı incelenmesi, Tirebolu’ya özgün yapılabilecek çalışmalar hakkında yol gösterici bilgiler sunabilecektir. Ayrıca Doğu Karadeniz Bölgesi’nin kalkınmasına yönelik hazırlanan planlar [(Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) Eylem Planı (2014-2018) ve Doğu Karadeniz Bölge Planı (2014-2023)], bu süreçte göz ardı edilmemesi gerekir.

Sonuç olarak, yerel değerlerin korunarak yaşam kalitesini iyileştirme, sürdürülebilir kılmaya odaklı gündeme gelen sakin şehir hareketi, dar bir zaman diliminde gerçekleştirilecek bir proje değildir. Uzun bir zaman diliminde, bütüncül bir bakış açısıyla kırsalı da kapsamına alacak şekilde, belli bir yol haritası izlenerek yapılabilecek bir süreci kapsayacaktır. Bu bakış açısından çalışmalar yürütüldüğünde Tirebolu’nun sakin şehir sertifikası alması ve salyangoz simgeli bayrağa sahip olması kaçınılmaz olacaktır.

Yararlanılan Kaynaklar

Baldemir, Ercan; Kaşmer Şahin, Tezcan ve Kaya, Funda (2013): Yavaş Şehir Olma Durumunun Analitik Hiyerarşi Süreci İle Değerlendirilmesi, Ekonomi ve Yönetim Araştırmaları Dergisi  / Cilt:2 / Sayı:1 / ss.29-50.

Ekinci, Mehmet Behzat (2014): The Cittaslow philosophy in the context of sustainable tourism development; the case of Turkey, Tourism Management 41 (2014) 178-189

Günerkan, Sibel Ağı; Erdem, Ümit ve Günerkan, Hüseyin (2010): Çevre ve Enerji Açısından Yavaş Şehir Hareketinin Gelişimi, http://www.mmo.org.tr/resimler/dosya_ekler/92ea5eb97cbf51f_ek.pdf?dergi=1045 (20.02.2015)

Hatipoglu, Burcin (2015): “Cittaslow”: Quality of Life and Visitor Experiences,

Tourism Planning & Development, 12:1, 20-36.

Hekimci, Ferda (2010): Daha İnsanca Ve Sürdürülebilir Bir Yaşam İçin; “Yavaş Şehirler”…, http://www.vizyon21yy.com/documan/Genel_Konular/Standart_Kalite/Verimlilik/Daha_Insanca_ve_Surdurelebilir_Bir_Yasam_Icin_Yavas_Sehirler.pdf (20.02.2015).

İZKA (2013): 2014-2023 İzmir Bölge Planı İlçe Toplantıları, http://www.izka.org.tr/files/planlama/3_ilce_calismalari/2014_2023/seferihisar/2014_2023_ilce_ozet_raporu_seferihisar.pdf (21.02.2014).

Keyman, E. Fuat ve Lorasdağı, Berrin Koyuncu (2010): Kentler: Anadolu’nun Dönüşümü, Türkiye’nin Geleceği, Doğan Kitap.

Memiş, Levent (2011): Tirebolu’yu Nasıl Yavaşlatırız, http://www.yenitirebolu.com/tirebolu8217yu-nasil-yavaslatiriz-makale,3619.html.

Memiş, Levent (2013): Tirebolu’yu “Ağ”laştırarak Kalkındırmak, http://www.leventmemis.com/tireboluyu-aglastirarak-kalkindirmak/.

Pink, Sarah (2008): Sense and sustainability: The case of the Slow City

movement, Local Environment: The International Journal of Justice and Sustainability, 13:2,

95-106.

Servon, Lısa J. And Pınk , Sarah(2015):  Cıttaslow: Goıng Glocal In Spaın, Journal Of Urban Affaırs, Volume 00, Number 0, Pages 1–14.

Steele, Wendy (2012): Do We Need a ‘Slow Housing’ Movement?, Housing, Theory and Society, 29:2, 172-189.

Sungur, Zerrin (2013): Türkiye’nin Sakin Şehirlerindeki Kadın Girişimciliğine Sosyolojik Bir Bakış, Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes,

Sümer, Faruk (1992): Tirebolu Tarihi, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayınları.

Soyer, Tunç (2013): Cittaslow Seferihisar ve Çevre Politikaları, Çevre Yönetişimi, Sabancı Üniversitesi Yayınları, İstanbul, ss.197-204.

Bektaş, Mustafa (2013): Nallıhan’ın Kalkınma Temelli Kırsal Turizm Projesi, Türkiye Demokrasi Forumu Bildiriler Kitabı, 6-8 Temmuz 2013, Mesudiye-Ordu.

http://www.cittaslow.org/ (20.02.2015).

http://cittaslowturkiye.org (20.02.2015).

http://www.slowfood.com/ (20.02.2015).

Not: Yazı içinde kullanılan fotoğraflar yazara aittir.

Levent Memiş

Yorum ekle